Giriş

"Bizim 'öteki' kadınlarımız...

Yeşilçam filmlerinin en renkli karakterleridir onlar... Hem kızarak hem çok eğlenerek izlenen, âşıkların ayrılmasına, yuvaların yıkılmasına, 'esas oğlan'ın mahvına neden olan...

Neriman Köksal'dan Suzan Avcı'ya nice 'fettan kadın' olmasa Türk filmlerinin tadı olur muydu?
Yıl 1919, dönem 'Osmanlı dönemi'dir... Ahmet Fehim'in yönettiği Hüseyin Rahmi Gürpınar uyarlaması 'Mürebbiye', baştan çıkarıcı, fettan, dışarılıklı tanımıyla 'femme fatale' bir kadın kişiliği üzerine kurulmuş 'ilk film denemesi'dir. O dönemde ülkemizdeki azınlıklardan Rum kökenli oyuncu Madam Kalitea, bu tür bir karakteri ilk kez canlandırmış olsa da, kadın kişilikleri üzerine üretilen sinemasal kavramlar ya da deyişler, 1960'lı yıllarda ortaya çıkar. Örneğin 'yuva yıkan kadın', 'kötü kadın' gibi... 'Masum kız' tanımının kam karşısında yer alan bu fettan karakterlerin dünya sinema literatüründeki genel adı, bilindiği gibi 'vamp kadınlar'dır.

Özetlersek, 1960'lardaki Yeşilçam sineması, kuralcı ve dayatmacı bir ahlak anlayışı içinde kadın kimliklerini iki temel çizgiye ayırır: 'Masum kız' ve 'kötü kadın' olarak... Ya 'iyi'dirler ya 'kötü' kısacası. Yeşilçam sinemasının 'masum kız'ları 'jön dam'lardan oluşur genelde. Yani başrol oyuncularından. Onlar, jilet gibi keskin bakışlı ve yakışıklı 'jön'lerin, yani 'esas oğlan'ların karşısındaki 'esas kız'lardır. 'Yürek' yakarlar, ama 'yuva' yıkmazlar... Cinsellikleri ve özellikle de 'öteki kadın' olma özlemleri dışa vurmaz. İçlerinde bastırılmıştır.

'Kötü kadın' dediğimiz tiplemeler, daha çok 'yan hikâye oyuncuları'dır. Cinsel cazibelerini harekete geçirip birbirlerini seven âşık çiftlerin aralarına girerler. Sevdiler mi kötü severler. Çünkü acımasızdırlar. Bu varolma savaşı içinde cinselliklerini ve 'öteki kadın'lıklarını bir silah gibi kullanan 'fettan kadın' tiplemeleri, bir kesimin bakış açısıyla dışlanıp 'alt sınıf' oyuncuları olarak görülse de, çoğu kez birlikte oynadıkları 'esas kız'ların önüne geçerler. Öykülerin içinde rolleri ne kadar kısa olsa da asıl karakter yaratanlar, bu çizginin oyuncularıdır..."

Bir de erotik filmler dönemi var tabii...

"...TRT'nin ulusal düzeyde yaygınlık kazanmaya başladığı 1970'li yıllarda tarihinin en büyük ekonomik bunalımına giren Yeşilçam, seyircisini kaçırmamak için kendine yeni tarz ve tür filmler aramaya, yeni taktikler geliştirmeye başlar. Ve erotik furyasının ayak sesleri yavaş yavaş duyulmaya başlar.



Erotizm ve şiddeti iç içe barındıran Melih Gülgen'in 1972'de çektiği Behçet serisinin ilki olan 'Parçala Behçet' bu tarz bir filmdir. Filmi altı ay oynatan sinemalar bile olur. Filmin Konya'daki ön gösterimine tam 7 bin kişi katılır. 1972'de Sinemaya figüran olarak başlamış dökümcü ustası Behçet Nacar'ın oynadığı Behçet filmleri peş peşe çekilmeye başlar. Artık yazlık sinemalar kapanmaya başlamış, aileler evlerine dönmeye başlamışlardır...

1974 yılında 'Emmanuella' filmi bütün dünyada yankı uyandırır. Bu film adeta ateşleyici bir kıvılcım olur ve Oksal Pekmezoğlu'nun 'Beş Tavuk Bir Horoz' u, Nazmi Özer'in 'Civciv Çıkacak, Kuş Çıkacak' ı, ve Ülkü Erakal'ın 'Tak Fişi Bitir İşi' gişeleri patlatır. Bu olay diğer yönetmenleri ve yapımcıları da kendine çekmeyi başarır. Dönemin ekonomik ve siyasi yapısının karmaşık yapısı da furyanın devam etmesinde etkili olur. Sinemanın en ünlüleri film sayılarını azaltıp kimileri gazinolara giderken kimileri de sinemayı bırakmak zorunda kalır. Kimi ünlü oyuncularımız ise erotik sinemaya sıcak bakarak furyaya katılırlar...



...Aileler sinemadan iyice uzaklaşırlar. Artık sinemanın yeni izleyicisi vardır. Peşi sıra erotik filmler çekilmeye başlar. İtalyan seks-komedi tarzından etkilenen yerli sinema, zaman geçirmeden aynı yönteme başvurur....

...Erotik film furyası döneminde çekilen filmler yıllarına göre; 1974 : 202 tane, 1975 : 239 tane, 1976 : 174 tane, 1977 : 135 tane, 1978 : 134 tane, 1979 : 203 tane, olmakla birlikte toplamda, 1087 gibi yüksek bir rakama ulaşır...



...Dönemin oyuncularından Karaca Kaan anlatıyor: '200 film çevirdim, 60'ında başrol oynadım. Her yaptığımızın adı 'seks filmi' oldu. Belki hataydı, ama oldu, ta 74'lerde. 2000'lere giriyoruz artık. Konulu filmlerdi, aralarda öpüşme, sevişme sahneleri vardı. Şimdi yok mu? Nurseli İdiz, Meltem Cumbul, Hülya Avşar yapıyor da niye onlara seks yıldızı denmiyor? Bir de sömürü vardı, ben film çeviriyorum, yönetmen masada değiştiriyor, işletmeci salonda değiştiriyor, araya parçalar konuyor. 'Kadınlar Hamamı' diye bir film yaptım, 'Ah Güzel İstanbul' ve 'Rezalet' diye iki film oldu. İstanbul'da ayrı, doğuda ayrı gösteriliyor, Allah ne verdiyse. Bunları yapanlar ünlü yönetmenler. Onlara neden şimdi seks filmleri yönetmeni denmiyor? Vah vah, Türk sinemasını seks yıldızları batırdı, mahvetti. Peki siz yapmadınız mı bunları? Karaca kapıdan girsin, erkeği görsün, sabahlığını çıkarsın, sevişsin... Kim yazıyordu bunları? Sanki filmi ben yaptım, aldım, çektim, yönettim, sattım, millete de seksi ben öğrettim!'


Karaca KAAN; dün ve bugün...

O dönemi anlatırken, 'Çok zor yıllardı, özgürlüğümüz elden gitmişti,' diyor Kaan. Ardından sözlerini şöyle sürdürüyor: 'Paraya ihtiyacımız vardı, gidip bir yere sıfırdan başlayamazdık, adımız vardı. 100 - 150 bin lira kazanıyorduk en fazla, para yoktu yani. Bu işin kaymağını yapımcılar yedi. Tek başıma yürüyemiyordum. Aaa, bak seks filmi artisti, sinema oyuncusu değil, seks yıldızı. İtibarsızlık ve aşağılama, sanki külotsuz dolaşıyormuşum gibi bakışlar.'

...Oysa o dönemin 'erkek' oyuncularının çoğunun sonraki hayatları hiçte böyle olmaz. O dönemin 'erkek' oyuncularının çoğu sonradan çok saygın rollerde oynayarak, bambaşka kulvarlara atlayarak, genellikle yırtarlar kefeni... Onlar daha iki yüzlü davranıp konuşmazlar ve kaçıp sıyrılırılar işte... Çoğu bugün hala ayaktalar...

Ama kadınların çoğu bunu başaramaz...Erotik filmlerde oynayan kimi kadın oyuncuları hazin bir son bekler. Örneğin; Alev Altın ve Mine Mutlu kanserden, Seher Şeniz intihar'dan, Feri Cansel ise cinayete kurban giderek hayatlarını kaybederler. Diğer kadın oyuncular ise, bu tür filmlerin hükümetce yasaklandığı 1980 sonrası yeni teklif alamadıkları için düş kırıklıkları ve pişmanlıklar içinde 'küçük' hayatlarına geri dönerler..."

İşte bu yazı dizisinde, geçmişten bugüne Türk Sineması'nın 'vamp' rollerine çıkan ve/veya soyunan 'öteki kadın'ları tanıtılacak.
Yorumsuz olarak...

(Derleme: Agah ÖZGÜÇ/Milliyet Sanat, guduwap.com)