GÜLİVER'İN GEZİLERİ

(1) Güliver İngiltere de yaşayan beş çocuklu ailenin 3. çocuğudur.14 yaşında koleje gönderilir, ama maddi durumları iyi olmadığı için 17 yaşında kolejden alınır. Sonra Dr. Brates’in yanında 4 yıl çalışır. Babasının tıp eğitimi almasını isteğinden dolayı 2 yıl tıp eğitimi alır.Hayalinde hep bir gemide denizci olmak vardır.Doktorun yardımıyla bir muayene yeri açar.Hayatını düzene sokmak için evlenir,ama 2 yıl sonra Dr. Brates ölünce düzeni bozulur.geçim sıkıntısından dolayı ailesine de danışarak seyahat gemilerin de doktor olmaya karar verir.
4 Mayıs’ta antilop adlı gemi ile seyahat ederken gemi kayalara çarpıp batmıştır.5 kişinin bindiği bir filikaya o da binmiş ama filika alabora olmuş. Vücudu dayanamadığı için kendini serbest bırakmıştır. Gözünü açtığında bir kıyıda olduğunu görmüş çimenlere uzanıp uyumuştur.Sabah yattığı yerden kalkamamış çünkü her tarafı bağlanmıştı.Bir canlının üstüne geldiğini hissetti.Bu on-on beş cm büyüklüğünde insanlardı.biri üstüne gelince bağardı.Herkes kaçıyordu.meğerse kolu bacağı kırılanlar bağırıyorlarmış.tam sol elini çıkardığı vakit üzerine iğne büyüklüğünde oklar yağmaya başladı.Hemen elini sper etti.Bu oklar gözünü kör edebilirdi.Hareket etmedi ve onlar ateşi kesti,sonra eliyle teslim olduğunu gösterdi ve onlar da onu çözdü.aç olduğunu gösterince ona yemek verdiler.Ok yaralarına ise merhem çaldılar ama nedense üzerine bir ağırlık çöktü.çünkü içtiği suların içinde ilaç vardı.O da zamanla burasının dilini öğrendi.Artık kendi hakkında kIrala bilgi verebiliyordu.Kral ona elbiseler dikilmesini emretti ve ona yatak yapıldı.Sonra onları eğlendirmek için bir oyun gösterirken bir haber gelmiş denizde siyah iki yuvarlaktan oluşan bir şeyin olduklarını söylemişler onun canlı olmasından korkuyorlarmış.Ama o şey güliverin gözlüğü imiş.Serbest kalmak için krala dilekçe yazmış ama kral o işi sadece onun halledemeyeceğini söylemiş ve bir gün bu konuyu meclise açmış.Bu konuya itiraz eden sadece bir kişi çıkmış ama o herkesin güvenini kazandığı için ona izin verilmiş ama bazı kurallara uyması gerekiyormuş.Ona Blefusku ülkelerini ziyaret etmesini söylemiş ve o da sahilden bir gemi alarak üstündeki kıyafetleri gemiye yükleyip Befusku'ya yol almış ve oraya vardığında ise kral ona iki tane rehber vermiş rehberleri eline alarak şehri tanımıştır. Blefusku'ya geleli üç gün olmuş gezmek için sahile gitmişti orada devrilmiş bir cisim gördü ona doğru yaklaşarak onun ne olduğuna baktığında onun bir sandal olduğunu gördü. Hemen kralın yanına giderek ondan izin alarak üç bin kişi istedi. Krala ailesinden ve çocuklarından uzak olduğunu ve evine gitmek istediğini söylemiş kral Güliverin Liliput'a döneceğinin sanıyormuş Blefusku'nun kralı liliputa haber göndermiş ama Liliput kralı ise onun gezisi bittiğinde geri döneceğini sanıyormuş Liliput kralı oraya bir bekçi ve adam göndererek eğer gelmezse elindeki bütün ünvanlarının alınacağını ve ayrıca bu iki dost ülkenin dostluklarının bozulacağını söylemiş Blefusku kralı Liliput'a dağ adamın elinin ayağının bağlanarak gönderilemeyeceğini söylemiş Güliver Blefusku imparatoruna evine dönmek istediğini söylemiş ve imparator ona erzak olarak üç bin inek, üç bin koyun, ekmek ve su vermiştir. Bütün hazırlıkları tamamladıktan sonra 1701 yılı 24 eylül günü güneş doğunca yola çıkmış. Gözüne küçük bir ada çarpmış orda kahvaltısını yapmış ve yola koyulmuştu. Bir gemi görmüş o gemide kendi ülkesinin bayrağını görmüş. Gemiye işaret vererek onların kendisini almasını sağlamış. Kısa sürede ülkelerine varmıştı. Gemide sadece farelerin koyunlarından birisini yemesinden başka bir şey olmamıştı. Ülkesine dönünce küçük hayvanları göstererek çok para kazanmıştı. Ama seyahat arzusu ailesini göz yaşları içinde bırakarak onu yeniden yolculuğa çıkarmıştı.
İki ay sonra yeniden yolculuğa çıkmış. Gemide yolculuk ederken kaptan sıtma olmuş nereye gideceklerini bilmiyorlardı. Rotalarını kuzeye ayarlayıp yolculuk yaptılar yakındaki bir adaya uğradılar. O adada gezerken Güliver kendinden iki üç kat büyüklükte buğdayları,otları gördü. Tam o sırada dev bir insan görmüş. Bu insan onu eline almış bu adam çiftçilerden biriydi. Ellerini birleştirerek acıklı bir hal göstermişti adam ondan çok para kazanabileceğini düşündü. Sonra onu alıp evine götürdü. Bu adamın küçük bir kızı vardı. Aralarında garip garip konuşuyorlardı. Dillerinin bilmediği için hiç bir şey anlamıyordu. Adam onu halka göstererek çok para alıyordu. Ama adam ondan çok para kazandığını görünce onu günde bir kere değil dört beş kere izlenmeye çıkarıyordu. Güliver çok yorulduğu için hastalanmış olduğundan dolayı adam o ölene kadar daha çok para kazanmayı istedi. Küçük kızı da ona dillerini öğretmişti. Bir gün kraliçenin bu şeylerden haberi olmuş ve çok merak etmişti. Adam onu kraliçenin karşısındada oynattı. Güliver kraliçeye o adamın kendisine çok kötü davrandığını hastalığında bile ondan daha çok para kazanabilmek için kendisini daha çok yorduğunu söyledi. Kraliçe adamı çağırtıp ona bolca para verip Guliver'i istemiş ve adamda kabul etmişti. Güliver kraliçeye o adamın küçük bir kızı olduğunu ve kendisine çok iyi davrandığını söylemiş ve onunda saraya gelmesini rica etmişti. Kraliçe buna izin vermiş kızı getirtmişti. Küçük kız artık Güliverin özel bakıcısı olmuş ve onun bütün bakımından o sorumlu olmuştu. Tabi bir de sarayın cücesi vardı. Gülivere çok ilgi gösterildiğinden onu ortadan kaldırmak istiyordu. Ona kötülükler yapmış Güliver de bazen ona kötülükler yapmıştı. Bir keresinde cüce onu bahçeye bırakmış ve bir maymun onu alıp daldan dala gezdiriyordu. Bunu gören bakıcı kraliçeye haber vermiş en sonun da maymunun elinden alınmıştı. Aradan zaman geçtikten sonra bir gün Güliver kraliçeden sahilde dolaşmak için izin istedi. Araba ile sahile gelmişlerdi ama küçük kız ağlıyordu onu teselli etmeye çalışmıştı.onu sahilde başka biri gezdirecekti. Güliver'ie evini denizde bir kayanın üzerine bırakmış denizi izlemesini sağlıyordu. Ama nedense ev havalanmaya başladı. Bir kuş onu götürüyordu.başka bir kuş sesi daha geldi diğer kuş onu almak için onu götüren kuşla savaşmaya başladı. Onu götüren kuş evi bırakarak savaşmaya devam etti. Güliver denize düşmüştü. Yakından bir ses geldi. Bu insan sesi idi. Yardım çağrısı yaptı orda ki insanlar evin deliğinden bir ip geçirerek onu yukarı çekti. Güliver devler ülkesindeki hayata alıştığı için insanları küçük sanıyordu ama bindiği gemi kendi ülkesine gidiyordu. Hala şokta olduğu için sorular sordu. Diğer adamlar onun hayal gördüğünü sandı. Onu denizde gördüklerini belki değiş tokuş yapabileceklerini söylemişti Güliver ülkesine varmıştı ama ülkesine hala alışamamıştı. Zamanla alışmış ama içindeki seyahat arzusu onu yakında yeni bir geziye çıkaracaktı.

(2) "Gulliver’in Gezileri" dört ayrı yolculuğu anlatır. İlk yolculuk cüceler ülkesine, ikincisi devler ülkesine, üçüncüsü ise bilim adamlarının yaşadığı uçan ada'yadır. Bu üç bölüm de siyasetin ve bilim dünyasının bir parodisini içerir.
Son bölüm ise Houyhnhnm’ler ile Yahoo’ların ütopik ülkesine yapılan yolculuktur. Bu ülkede atlar, yani Houyhnhnm’ler, aklı başında yaratıklardır ve kardeşlik için kurdukları uygarlıkta yaşamaktadırlar. Dillerinde, ‘yalan’ sözcüğü bile yoktur.
Biyolojik olarak insan türünden gelen Yahoo’larsa, tamamen vahşi ve erdemden yoksundurlar. Atların, insanları ahırların hizmetçileri olarak kullandıkları bir ülkede yaşarlar.
Gulliver, atların uygarlığını anlata anlata bitiremediği gibi onlara öyle hayran olur ki, ülkesine döndüğünde insanların ne görüntüsüne ne de kokusuna dayanamaz. Kendisine iki at satın alıp bütün vaktini onlarla birlikte ahırda geçirmeye başlar.

(3) Macera tutkusuyla yola çıktığı geminin batmasıyla minik insanlar ülkesine düşen Gulliver; ilk yolculuğunda Lilliput’lulara yardım etmesine karşılık, onların düşmanı olan Blefuscudia ülkesi insanlarını tamamen Lilliput’luların kölesi yapmadığı ve karşı tarafın donanmasını ellerinden aldığı için ölüm tehlikesiyle karşı karşıya gelir. Zorlukla İngiltere’deki evine dönen Lemuel, yeniden değişik heyecanlar yaşamak isteğiyle dolunca bu kez Hindistan’a gitmek amacıyla “serüven” adlı bir gemiye biner. Gemi yolda kaybolarak bir sahile çıkarlar. Gulliver, diğer yolcu ve gemicileri de kaybederek kendisini devler ülkesinde bulur. Burada bir köylü kendisini farkedip alarak evine getirir ve dokuz yaşındaki kızı Glumdalclitch’i eğlendirmesi için alıkoyar. Brombdingnag ülkesindeki devler, Lilliput halkına karşıt, kaba ve hoyrat insanlardır. Glumdalclitch’in babası Gulliver’i diğer devlere kafes içinde sergileyerek para kazanma hevesindedir. Birgün adam onu kraliçeye satar. Gulliver küçüklüğünden dolayı ezilme, farelere yem olma gibi çeşitli tehlikeler içinde yaşamaktadır. O ülkeden de kaçmayı başaran Lemuel, ülkesine döner ama yine birgün yollara düşecektir: Bu kez korsan saldırısına uğrayan gemisinden alınıp tek başına bir sandalla denizin ortasına bırakılır. Zorlukla çıkabildiği Barnibaldi adlı uçan adada yaşayan Laputa ülkesinin insanları hayatta sadece iki şeyle ilgilenmektedir: müzik ve matematik. Burada da giysileri vücutlarına uymayan, evleri ters duran normal boyuttaki insanların yaşadığı soyut bir dünyanın içinde bulur kendisini. Bu dünyada her şey tersine işlemektedir. Bu ülkede de çeşitli serüvenler yaşayan Lemuel Gulliver sonunda insanlardan soğumaya, giderek nefrete dönüşen bir tepki duymaya başlar. Onu, bu düşüncelerinden Kaptan Mendez’in sabırlı tutumu kurtaracaktır.

Kitap Hakkında:

Gulliver'in Gezileri, Jonathan Swift'in yazdığı, dünya klasikleri arasına girmiş bir eser.
Swift'in 1726 yılında tamamladığı Gulliver'in Gezileri, Türk ve Dünya edebiyatında "100 temel eser" arasında yer almaktadır. Lemuel Gulliver adındaki genç doktorun çıktığı gezilerde sıradışı, olağanüstü öykülerinin ele alındığı kitap; dört bölümden oluşmakta, yazarın yaşadığı günün koşullarında insanların bencil, çıkarcı, zalim yanlarına yönelik bir 'karşı duruştur'. Yanı sıra, zamanın toplumsal, siyasal ve dinsel kurumlarına yöneltilmiş çok sert bir eleştiri ve taşlama niteliği içeren yapıt, yazarını yüceltmiş, ün kazanmasını sağlamıştır.

Yazar Hakkında:

İngiliz edebiyatının büyük hiciv ustası Swift, 30 Kasım 1667'de İrlanda'nın başkenti Dublin'de doğdu. 1689'da Trinity College'ı bitirdi ve İngiltere'ye gitti. Siyasetçi ve yazar Sir William Temple'ın sekreteri oldu. İlk şiirleri ve Stella'ya olan aşkı da bu tarihlere rastlar (1691).
Jonathan Swift'in yaşamında William Temple'ın etkisi önemlidir. O yılların kültürel ortamıyla ve etkili kişileriyle tanışıklığı onun sayesinde olmuş, Oxford Üniversitesi'nde lisansüstü eğitimi yapmasını yine Temple teşvik etmiştir.
Temple'ın ölümünden sonra Dublin'e giden ve Lord Berkeley'nin yanında çalışan Swift, 1701'de Londra'ya döndüğünde, artık tanınan bir yazardı. Siyaset, din ve edebiyat alanlarında giriştiği polemiklerle etkiliydi.
Ard arda yayımlanan kitapları da oldukça ilgi görmüş ve parlak zekası hayranlık uyandırmıştı. Siyasi olarak liberallerin yanında yer alan Swift, aynı zamanda kiliseye ve dine de bağlıydı.
Belki bu nedenle, belki de muhafazakar partinin iktidar olmasının etkisiyle, 1710'dan sonra muhafazakar Tory partisini desteklemeye ve bu partinin ileri gelenlerinin yer aldığı 'The Examiner' dergisinde çalışmaya başladı.
Ancak 1714'de Tory'lerın siyasi gücü azaldı ve Swift düş kırıklığı ile Dublin'e geri döndü. Bu tarihten 1745 yılındaki ölümüne kadar geçen sürede, Swift kendini İrlanda'nın sorunları üzerinde çalışmaya ve yazmaya verdi.
İngiltere'nin baskıcı politikalarına karşı yaptığı mücadelesinde birbiri ardına çıkardığı siyasi broşürlerle İrlanda'da ulusal bir kahramana dönüştü. 1726 yılında tamamladığı 'Gulliver'in Gezileri' ile de tüm zamanlara yayılan bir ün kazandı.
Jonathan Swift, 19 Ekim 1745'de İrlanda'da öldü.
Mezarının başında kendisinin yazdığı şu cümle, onun karakterini yansıtır niteliktedir: "Burada, vahşi haksızlıklar karşısında kalbi paramparça olan biri yatıyor..."

(Çizgi roman severler için güzel bir edebi eser.)


Vikipedia
Edebiyat Siteleri